Eylemsizlik Eylemi: Susamsız Simit

Eylem kelimesinin etimolojik kökeni incelendiğinde Arapça’da “dikte etme, yazı yazdırma” anlamına gelen  imlā sözcüğünden türediğini görmekteyiz. Eylemin, Türk Dil Kurumu’ndaki anlamına baktığımızda ise “bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası” şeklinde bir anlam ile karşılaşıyoruz.

İstemediğimiz, karşı olduğumuz unsurlara karşı geliştirdiğimiz çeşitli eylem türleri vardır. Bunların arasında yine bir eylem türü de vardır ki o da eylemsizliktir. Yani alışılagelmiş tepkilerden uzak, rutinleşmiş hareketleri gerçekleştirmeden kamuoyu dikkatini çekmeye çalışma, eylemsizlik eylemi yapmaktır.

Geçenlerde eylemsizlik eyleminin bir örneği haber bültenlerinde ekranlara yansıdı.Susam fiyatlarındaki artıştan illallah eden simit üreticileri her zaman susamlı bir şekilde piyasaya sundukları simitlerini susamsız bir şekilde servis ettiler. Simit üreticisinin tepkisiyle görünen o ki, susam fiyatlarının bir yıl içerisinde %76 gibi inanılmaz bir artış göstermesi maliyetleri oldukça artırmış.

Ülkemizde gıda enflasyonunun yaygın olmasına rağmen susamda ortalamaları katlayan bir artışın meydana gelmesinin sebebini sorguladığımızda acı bir tablo ile baş başa kalıyoruz.

Meğer Türk simidine lezzet katan susamlarımız ithalmiş. Dolar kurunda meydana gelen artışlar, haliyle çoğunluğunu Afrika’dan olmak üzere ithal ettiğimiz bu ürünü de etkilemiş.

Türkiye’de tarımsal üretimde bir dizi sorunlar olduğu herkes tarafından aşikâr bir durumdur. Bu sorunların en başında ise üretim sürecinin temelini oluşturan planlama geliyor. Susamın üretim planlamasında ise üretimi gerçekleştireceğimiz tohumların dahi ithal olduğunu görüyoruz. “Peki biz hiç mi üretmemişiz, altı üstü bir tohum değil mi bu kardeşim?” diye sorarsanız Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın verilerine göre 2017 yılı içerisinde Türkiye’de hiç susam tohumu üretilmemiş. Ancak; bu kez farklı kaynaklardan ulaştığım verilere göre aynı yıl 29 ülkeden 145 milyon 812 bin 461 kilogram susam tohumu ithal edilmiş.

Bulduğumuz her fırsatta ülkenin kalkınması için katma değerli ürünlerin üretilmesi gerektiğini söylüyoruz. Ancak katma değersiz ürün, susam tohumu bile üretmiyoruz. Görünüyor ki hazır tüketmeye, dışarıdan almaya bir hayli alışmışız. Madem fiyatlardan rahatsızız, o zaman kendimiz üreteceğiz. Susam tohumunun işçiliği çok, Afrika’da ucuz iş gücü var gibi bahaneleri bir kenara itip önümüze bakmalıyız. Hem bu şekilde üretmeye üretmeye, hazır yemeye alışırsak sonumuz komşu Yunanistan’dan farklı olmaz.

Umuyorum simitçilerimizde gerçekleştirmiş oldukları bu eylemsizlik eylemi ile birilerinin dikkatini çeker ve bu kötü gidişata dur denilir.


Reklamlar