Milli İktisat Okulu

“ Biz iktisat meslekleri tarihinde mevcut mekteplerden hiç birine mensub değiliz. Ne ( Bırakınız, geçsinler, bırakınız yapsınlar ) mektebine, ne de sosyalist komünist , etatist veya himaye mekteblerinden değiliz” ….”zikrettiğim mekteplerden hiç birine mensub olmamakla beraber memleketimizin ihtiyacına göre bunlardan istifade etmeyi de ihmal etmeyeceğiz’”

-Mahmut Esat Bozkurt, İzmir İktisat Kongresi-

     Milli İktisat Okulu kavramının miladı Osmanlının İttihat ve Terakki dönemi olmakla birlikte uygulanmasının planlandığı asıl dönem Cumhuriyetin ilk yıllarıdır.

     Osmanlının son dönemlerindeki ciddi borçlanma, ülkede iç kaynaklı bir sanayi üretiminin olmaması, kapitülasyonlar, sermaye sahiplerinin büyük çoğunluğunu gayrimüslimlerin oluşturması ve yine paranın kontrolünün de yabancı şahıslarının elinde olması “Milli İktisat” fikrinin ortaya çıkmasındaki en büyük ve temel yurtiçi etkenlerdir. Tabi bu yurtiçi etkenlerin dışında bu fikri öne atanların etkilendiği birtakım yurtdışı etkenlerde vardır. Friedrich List’in Almanya’da geliştirdiği “Milliyetçi İktisat Sistemi” ile Fransa’da gelişen “Fransız Solidarizmi” bunun başlıca örnekleridir.

    Milli İktisat Okulu iktisadi ve ekonomik yönetimde mevcut koşulların eşliğinde, bulunulan coğrafya, iklim yapısı, tüketim alışkanlıkları ve ekonomik-kültürel gelenekler gibi unsurların göz önüne alınması gerektiği kanısındadır. Kendilerine göre ülkenin kalkınması ve halkın ekonomik refahının artması için üretimde gerektiğince yerli sermaye temel alınmalıdır ve hatta yerli sermayeye ayrıcalık tanınmalıdır. Çünkü yabancı sermaye tarafından elde edilen çıktıların yurtiçinde kalamayabileceği gibi aynı zamanda bu yabancı müteşebbislerin ülkeyi kapitülasyon çıkmazına sürükleyebileceği öngörülmektedir. Ancak yurt içerisinde yeterli sermaye bulunamadığı taktirde de son çare yabancı sermayeye gidilebilmektedir.

    Milli İktisat Kuramı esasen liberal bir temele sahip olmasına rağmen Milli Mücadele sonrasında yatırım yapacak yerli ve özel müteşebbis bulunamadığı için yatırımların hem özel sektör hem de devlet tarafından yapılması gerektiği görüşündedir. Yine bu kurama göre Türk toplumunun bir tarım toplumu olmasına karşılık İktisadi kalkınma ancak sanayi ile yapılabilmektedir. Bu sebepten ekonomik planlama; tarım da göz ardı edilmeden, sanayileşme üzerine inşa edilmelidir.

    Bu akımın temsilcilerinden Ziya Gökalp’e göre milli iktisat anlayışı sadece sanayileşme ve kalkınma politikası değil, aynı zamanda milletleşmeyi sağlayacak bir araçtır. (Sağlam)

   Ziya Gökalp dışında Milli İktisat Okulunun diğer temsilcilerine de baktığımız zaman bize hiçte yabancı gelmeyen isimlere rastlıyoruz. Mesela; Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Mahmut Esat Bozkurt, Tekin Alp, Yusuf Akçura ve birçok isim daha…

     Tabi yine yukarıdaki isimlerden Osmanlının son dönemlerindeki beşeri gelişmesinin zayıflığı da anlaşılmaktadır. Çünkü iktisat ve ekonomi ile alakalı bir konuda edebi eserleri ile tanıdığımız sanatçılar ön plana çıkmaktadır. Tabi ki bu sanatçıların iktisatla ilgilenmesi filhakika mümkündür. Ancak bu insanların bu konuyla ilgilenmek istedikleri için mi ilgilendikleri, yoksa toplumda ilgilenen başka kimse olmadığını gördükleri için mi ilgilendikleri daha önemli bir konudur.

    Milli İktisat fikrini öne atan birçok aydının asıl alakalı oldukları alanın iktisat olmaması bu kıymetli fikrin kuramsal temellerinin bir nebze zayıf olmasına, yurtdışı örneklerine fazla başvurulmasına ve yoğun milliyetçilik içermesine neden olmuştur. Esasen fikrin ortaya atılışındaki temel çerçeve son derece sağlıklıdır. Her milletin, devletin, coğrafyanın farklı, kendine özgü özellikleri vardır. Bu sebepten de her milletin kendine özgü iktisadi kuramları ve planları olmalıdır.

KAYNAKÇA:

Reklamlar