Liberalizmden Milli İktisata: İttihak ve Terakki

Nestlé sütü içmek vatana hıyanettir.

Vatandaşlar!

Gözlerinizi açınız… Memleketimizin latif ve kokulu otlarıyla, çiçekleriyle beslenen koyunlarımızın, ineklerimizin saf ve temiz sütleri dururken paramızı ecnebîlere vermeyelim…

Talebe Defteri, sene 1, nümero 8,

29 Ağustos 1329 (1913) arka kapak

(TOPRAK/ Türkiye’de Milli İktisat 1908-1918)

Okumaya devam et “Liberalizmden Milli İktisata: İttihak ve Terakki”
Reklamlar

Kağıt Para, Cihan Harbi ve Bir Ömer Seyfettin Hikayesi

Bu yazıda öncelikle Osmanlı’nın kağıt paraya geçiş serüvenine bir bakış attıktan sonra Ömer Seyfettin’in Birinci Dünya Savaşı yıllarında geçen bir hikâyesi ile birlikte Osmanlı’da savaşın ve enflasyonun yarattığı sonuçlara değindik. Hikâyedeki karakterimizin akıl hastanesinde bir süre tecrit edilmiş olmasından dolayı toplumdaki değişimlerden uzak kalmış biri olarak dışarıya çıktığında karşılaştığı yeni manzara, bize birkaç yıl içinde ne kadar çok şeyin değiştiğini gösterdi.

Osmanlı’nın ilk kâğıt para tecrübesi Tanzimat Döneminde yaşanırken uygulamada yaşanan sorunlar nedeniyle kâğıt para basımına son verildi. Daha sonrasında Osmanlı Bankası tarafından basılan kâğıt para da piyasadan çekildi. Birinci Dünya Savaşı sırasındaysa üçüncü defa kâğıt para çıkarıldı. Dolayısıyla Osmanlı’nın kâğıt para kullanım serüveni 3 döneme ayrılabilir.

1840 yılında I. Abdülmecit Döneminde, ilk Osmanlı kâğıt parası tedavüle çıkartılmıştır. Bazen kâime-i muteber-i nakdiyye ya da kısaca kâime bazen ‘evrâk-ı nakdiye’ denen bu esham* aslında bir devlet tahvili* idi.(1) Şevket Pamuk da “kâimeleri hem kâğıt para, hem de devlet tahvili olarak” kabul edilebilir olduğunu söyler. Çünkü (bu kâimeler) aynı zamanda yılda yüzde 8 faiz getiriyorlardı.(2)

Kırım Savaşı sırasında, çok fazla miktarda kâime basılmaya başlanınca, altın lira cinsinden piyasa değerleri de itibari değerlerinin yarısına indi. 200-220 kuruşluk kâime bir altın liraya eşit kabul edilmeye başlandı. 1861 yılında ise, 1.250 milyon kuruşluk kâime piyasaları bastı. 400 kuruşluk kâimenin kuru bir altın liraya kadar geriledi. Böylece, Osmanlı tarihindeki ilk kâğıt para deneyimi, başlangıcından 20 yıl sonra çok hızlı bir enflasyonla sonuçlanmış oluyordu.(3) Sultan Abdülaziz döneminde kaldırılan ilk kâimelerden sonra II. Abdülhamid dönemine kadar madeni para kullanıldı.

*Esham: Borç alınan bir paranın belirli zamanda ödeneceğini gösteren senetler (www.tdk.gov.tr)
*Tahvil: Devletin veya özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığı, değişik dönemlerde belirli oranlarda faiz getiren yazılı senet (www.tdk.gov.tr)

1: Tabakoğlu 2017, 450
2: Pamuk, 2014, 229
3:Tabakoğlu, 2017, 452

Osmanlı Bankası’nın beş liralık banknotunun çeşitli tasarım çalışmaları. Kaynak: http://www.obmuze.com

II. Abdülhamid 31 Ağustos 1876’da tahta çıktığında, karşısında 20 Ağustos’ta ilan edilmiş bir kararname bulmuştu. Buna göre Osmanlı Bankası’nın kontrolünde ikinci defa yeni kâimeler piyasaya sürülecekti.(1)

Osmanlı İmparatorluğu’nda, 1856 yılında İngiliz sermayesi ile kurulan Osmanlı Bankası “Bank-ı Osmani”, 1863 yılında Fransız ve İngiliz ortaklığında “Bank-ı Osmanii Şahane” adıyla bir devlet bankası niteliğini kazandı.(2)Bir devlet bankası olarak çalışmasına karşın, Osmanlı Bankası ile devlet arasında önemli anlaşmazlıklar da çıkmıştır. Örneğin Osmanlı, Devleti’nin dış borç ödemelerini durduruğunu ilan etmesinden kısa bir süre sonra, 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı patlak vermişti. Osmanlı Bankası, bu savaş süresince merkezi devlete borç vermeyi reddetmiştir. Bu durumda savaş harcamalarını karşılamak amacıyla merkezi devlet, Osmanlı Bankası’na tanıdığı yetkiyi bir kenara iterek, savaş süresince kâğıt para basımına girişmiştir.(3)

Bank-ı Osmaniye ile yapılan anlaşmayla 300 Milyon Kuruş yani 3 Milyon Osmanlı Lirası olarak belirlenmişti. Kaimeler, 5, 10, 20, 50, 100 Kuruş olmak üzere beş parça olarak çıkarıldı. Kaimelerin tedavülünde piyasada bir takım sorunlar çıkmaktaydı. İlk Kaime uygulamalarının yaratmış olduğu olumsuzluklar, hala halkın zihinlerinde canlılığını koruduğundan, çıkarılan Kaime’nin piyasada kabulü halk tarafından biraz tereddütle karşılanmıştı. (4)

Yüksek emisyon nedeniyle, piyasa değeri giderek düşen bu kâimeler üç yıldan fazla bir süre tedavülde kaldıktan sonra piyasadan kaldırıldı.(5)

1: Tabakoğlu, 2017, 452
2: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. Kağıt Paranın Tarihçesi. https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/d189b219-fe71-40bf-9754-6a5f7d0a65eb/KagitParaTarihce.pdf?MOD=AJPERES&CVID=
3: Pamuk, 2014, 235
4: Yanardağ, M. Ö. (2015). 19. Yüzyıl Osmanlı Devleti Para Düzeni: Kağıt Para Kullanımına Geçiş Aşamalarının İktisadi Analizi. Doi: http://dx.doi.org/10.17719/jisr.2015369554
5: Tabakoğlu, 2017, 452

Bu noktada Ömer Seyfettin’in “Makul Bir Dönüş” hikâyesi ile paralel bir anlatım tercih ettiğimizden kağıt paranın dolaşıma 3. kez sokulmasıyla ilgili bilgiyi hikâyenin arasında verdik

Makul Bir Dönüş

Cabi Efendinin birdenbire aklı başına gelmişti. Çıkarılacağı gün, dört senedir bu minimini taş odada hapsolduğuna bir türlü inanamıyor; güllâbilere tekrar tekrar:
– “Doktorun söylediği sahi mi?”, diye soruyordu.
Şuurunda hakikaten dört senelik bir fasıla vardı. Sabahleyin uyanınca, akşamdan kalan pembe bir çarşaf kadar geniş “Sabah” gazetesinde yazılan “Artık Avrupa’da kat’iyyen muharebe ihtimali olmadığına” dair gayet âlimane bendi dikkatle okuduğunu, “dün gibi” hatırlıyordu.


Cabi Efendi ilerledi. Bohçasını aldı. Tam çıkacaktı, doktor elindeki saatle kösteği sallayarak tekrar:
-Ha, bakınız, dedi. Sizi getirdikleri vakit üzerinizdeki paraları filan oğlunuz alıp götürmüştü. Sonra yan cebinizde bunları bulmuştuk. Şimdi tabii hiç paranız yok.
-Tabii!..
-Size bir lira borç verelim. Bunlar bizde rehin kalsın. Yarın evinizden lirayı getirir, saatinizi alırsınız.
Cabi Efendi sıkılıyordu. Biran evvel dışarı çıkmak için bu izzetinefis kırıcı lafı uzatmadı.
-Pekâlâ, dedi.
Fakat dokturun uzattığı kâğıt parçasını görünce:
-“Bu ne?”, diye şaşırdı.
-Lira.
-Nasıl lira?
-Bayağı lira işte…

V. Mehmed (1909-1918) zamanında, Birinci Dünya Savaşı sırasında üçüncü defa kâime çıkarıldı (1915). Bu kâimeler tam anlamıyla temsili para idiler. Çünkü bu kâimelerin (veya banknotların) altın ve Alman hazine bonoları olarak karşılıkları vardı.(1) Dolayısıyla, Birinci Dünya Savaşı öncesinde toplumdan ve gelişmelerden izole edilmiş bir Osmanlı vatandaşı için bu yeni para şaşılacak bir durumdu.

1: Tabakoğlu, 454

Cabi Efendi, “Acaba akıllanıp akıllanmadığımı denemek için mi yapıyor?” diye şüphelendi. Güldü. Lakin doktor da az kurnaz değildi. Onu kandırmaya çalışıyordu. Üç senedir yüz yetmiş beş milyon banknot basıldığını, ortada altın, gümüş, nikel değil hatta eski bakır metelikler bile kalmadığını anlattı. Cabi Efendi, bu sözleri ciddi sanıp münakaşaya girişse, kendi de kendinin deli olduğuna kanaat getirecekti. Gülüyor başını sallıyor:
-“Pekaâlâ, pekâlâl”, diyordu.
Yüz yetmiş beş milyon lira.. Üç sene içinde! Olacak şey miydi? Bu bizim aşağı yukarı on beş senelik bütçemizdi.

4 yıl boyunca, 160 milyon liranın üzerinde banknot çıkartıldı.(1) Bununla birlikte Osmanlı’nın 1915’teki bütçesine bakacak olursak: Gider bütçesi 35.657.545 liraydı.(2) Erdoğan Keskinkılıç tarafından yazılan “Yenileşme Dönemi osmanlı Bütçeleri Üzerine Genel Bir Bakış” makalesinde yer alan 1875-1915 Bütçelerinde Gider Dağılımı tablosuna göre, 1915 yılında bütçe içinde en fazla yer tutan ilk 5 kalemi aşağıdaki gibi sıralayabiliriz;

  • Düyûn-ı Umûmiye: 15.577.625 Lira
  • Harbiye: 6.044.107 Lira
  • Maliye: 3.134.805 Lira
  • Jandarma: 2.228.521 Lira
  • Bahriye: 1.592.245 Lira

Meşrutiyet Dönemi bütçelerinde Düyûn-ı Umûmiye’ye yapılan ödemeler ile savaş harcamalarının artması, mali dengeyi bozan en önemli nedenlerdir.(3)


1: Tabakoğlu, 2017, 298
2: Keskinkılıç, Erdoğan (2003). Yenileşme Dönemi Osmanlı Bütçeleri Üzerine Genel Bir Bakış, url(http://acikarsiv.ankara.edu.tr/browse/20890/)
3: Tabakoğlu, 2017, 298

Nihayetinde karakterimiz akıl hastanesinden çıkar ve karşılaştığı “değişen” İstanbul’u arşınlamaya başlar:

Atpazarı’na gelmiş… Durdu. Etrafı viranelikler çevrilmiş bir mezbeleye benzeyen bu meydancığın ortasında birkaç inek, bir iki at, eşek, keçi falan duruyordu. “Acaba pazar dağıldı mı?” diye mırıldandı. Ama bu kadar erken!..

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu insan gücüne ve makine gücüne ihtiyaç duyduğu kadar hayvan gücüne de ihtiyaç duymuştu. Bu nedenle hayvanlara da ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için el konuldu. 1918 yılına gelindiğinde, yük hayvanlarının sayısı yüzde 50, koyun ve keçilerin sayısı ise yüzde 40 oranında azalmıştı.(1)

1: Pamuk, 2017, 167

Etrafında üstü başı perişan takır takır, takunyalı adamlar geziyordu. Daha bir kolalı gömlekliye rastgelmemişti! “Me milli yer, ne milli yer…” diyor; dükkânlarda sararmış, zayıf kadınların; başıkabak, yarı çıplak, sıska çocukların pineklediğini gördükçe, kendi kendine, “Acaba kocaları, babaları camiye mi gitmiş?” diye soruyordu. Halbuki namaz vaktine daha çok vardı.

Yukarıda bahsedildiği gibi savaş sırasında Osmanlı insan gücüne ihtiyaç duyuyordu. Silah altına alınan erkekler ise emek arzında bir azalmaya yol açtı. Çok sayıda erkeğin savaş nedeniyle sivil işgücünden ayrılmaları, sınayideki işgücü kıtlığı sorununu şiddetlendirdi. Çok sayıda kadının istihdam edilmesine rağmen, bu sorun savaşın sonuna kadar çözülemedi.(1) Barış döneminde bile hem kentlerde hem de kırsal alanlarda işgücü darlığı çekilen bir ekonomide savaş sırasında yaşanan güçlükler daha derin oldu. (2)

1: Pamuk, 2017, 166
2: Pamuk, 2017, 166

Cabi Efendi, epey müddettir Üsküdar’a geçmemişti. Eski bol, kalabalık, ucuzluk, şen Üsküdar’ı hatırlıyor. “Acaba ne oldu? Yüz senede bir memleket bu kadar değişemez!” diye şaşırıyordu. Bir bakkalın önünde, yırtık, kirli başörtülü bir kızcağazın, cebindeki kâğıda benzer bir banknot bozdurduğunu gördü. Dikkat etti. Çıkardı. Kendisininkine baktı. Aynıydı. Demek geçiyordu. Bozdurmak için bakkaldan bir şey almayı kurdu. Kenarları çözülmüş bir küfenin içindeki çakal eriklerine göz attı:
– Okkası kaça bunun
– Doksan sekiz buçuk kuruş…
Bakkala dik dik baktı. Bu altmış yaşında kadar, köse, suratsız bir sarıklıydı.
-“Şaka etme!” dedi.
-Ne şakası? Doğru söylüyorum.
-Sen deli olmuşsun…

Şehirli nüfusunun ve ordunun yiyecek arzını sağlamak ve eldeki gıda maddelerini adil bir biçimde dağıtmak, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda yüz yüze kaldığı en önemli iktisadi sorunlardan biri oldu.(1)Osmanlı ekonomisi tarihinin en büyük enflasyonunu Birinci Dünya Savaşı yıllarında yaşadı. Kısmen parasal genişleme, kısmen de gıda malları ihtiyacının sağlanmasında karşılaşılan sıkıntılar nedeniyle, özellikle savaşın son iki yılında fiyatlar çok hızlı yükseldi.(2)

1: Pamuk, 2017, 169
2: Pamuk, 2017, 173

Birinci Dünya Savaşı Yıllarında Para ve Fiyatlar (yıl sonu itibariyle)

1915191619171919
Dolaşımdaki kağıt para (milyon Osmanlı lirası)846124161
Altın liranın kağıt paraya karşı değeri (nominal=100)
105188470438
İstanbul tüketici fiyat endeksi, 1914’ün yüzdesi1302121.465
2.205
Not: 1914’te, 1,1 Osmanlı lirası = 1 İngiliz sterlini.

*Tablo Şevket Pamuk’un “Türkiye’nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi” kitabının 173. sayfasından alınmıştır. (Tablo 12.1)

Cihan Harbi yıllarında Türkiye ve Avrupa ülkelerinde geçinme endeksi (1914=100)

TürkiyeİngiltereFransaAlmanyaAvusturya
1914100100100100100
1915130123118125158
1916212139135164337
1917846175159245672
19181.8232032062931.163
19191.4242212594012.492

*Tablo Zafer Toprak’ın “Türkiye’de Milli İktisat 1908-1918” kitabının 514. sayfasından alınmıştır. (Tablo XXI)

Temmuz 1915 ile Aralık 1918 arasında evrak-ı nakdiyenin ihracı (lira olarak, sol ölçek) ve değer kaybı (altın liraya kâğıt kuruş olarak, sağ ölçek)
Temmuz 1915 ile Aralık 1918 arasında evrak-ı nakdiyenin ihracı (lira olarak, sol ölçek) ve değer kaybı (altın liraya kâğıt kuruş olarak, sağ ölçek)

Kaynak: http://www.obmuze.com/

Cabi Efendi kulağına inanamıyor, dikkatle dinliyordu. Evvalâ Avrupa’da tufan olmuş sandı. Sonra konuşulanların münakaşalarından Cihan Harbi’ni duydu. Bu herifler şüphesiz deliydiler…

Cabi Efendi, dört sene evvel gazetede “Artık Avrupa’da kat’iyyen muharebe ihtimali olmadığına” dair okuduğu yazıyı hatırlıyor olsa da, Avrupa’ya büyük bir savaş yayılmıştı.

Savaş 10 milyon askerin ölümüne, 20 milyonunun yaralanmasına neden oldu. Sivil ölümler 10 milyonu bulurken, 20 milyon insan da açlık ve hastalıkların kurbanı oldu. Savaş için yapılan askeri harcamalar 1914 yılı satın alma gücüyle 180-230 milyar dolar arasındaydı. Savaşın dolaylı maliyeti yani evlere, sınai tesislere, madenlere, hayvanlara, tarım araçlarına, taşıma ve haberleşme sistemlerine verdiği zarar ise 150 milyar dolardan fazlaydı. Savaşın maliyetiyle ilgili bu eksik tahminlere sanayide işgücü ve ham madde yetersizliğinin, sınai tesislerin bakımsızlık ve yenilenmeme nedeniyle aşırı aşınmasının ve tarımda gübre ve çekim hayvanı eksikliğinin yol açtığı zararlar da dâhil değildir. (1)

1: Güran, 2017, 245

Tekrardan ismini zikretmek gerekirse Ömer Seyfettin’in “Makul Bir Dönüş” hikâyesinden alıntılar ile iktisadı bir araya getirmeye çalıştığımız çalışmamızı buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederiz.

“Ya ben akıllanmamışım ya bütün dünya zırdeli olmuş!”

Batı’nın Genişleme Döneminde Doğu Asya

Bu çalışmada, Rondo Cameron ve Larry Neal tarafından kaleme alınan “A Concise Economic History of the World: From Paleolithic Times to the Present” kitabının “East Asia on the Eve of Western Expansion” bölümü Türkçeleştirilerek görsellerle sunuma uygun hale getirilmiştir.

Okumaya devam et “Batı’nın Genişleme Döneminde Doğu Asya”

Paranın Hikayesi: Bankacılığın Doğuşu

Paranın tarihinde büyüleyici çok şey vardır. İnsan davranışlarını ve budalalığını gözler önüne serer. Para aşkının tüm kötülüklerin kaynağı olduğunu savunanlar da olmuştur paraya âdeta tapanlar da.

Okumaya devam et “Paranın Hikayesi: Bankacılığın Doğuşu”