Seçim Süreci ve Ekonomi Üzerindeki Etkileri

Seçim Ekonomisi Nedir?

Seçim Ekonomisi: Siyasal iktidarların gelecek seçimlerde iktidara gelebilmek için ekonomik araçları bu amaca yönelik kullanması ve yönlendirmesi olarak tanımlanabilir.

Memur maaşlarına yapılan zamlar, transfer ödemeleri artışı, vergi afları ve sübvansiyonlar maliye politikasının seçim ekonomisinin temel araçlarını oluştururken yüksek enflasyonda faiz artışının yapılmaması, para arzının arttırılması ve kredi genişlemesi bu durumun para politikası ayağını oluşturur. Seçim dönemlerinde bu gibi genişletici politikalar ekonominin, seçim ekonomisinin hizmetine girdiğinin emareleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dünyanın her yerinde karşımıza çıkan seçim ekonomisinin özellikle gelişmekte olan ülkelerde daha yoğun gözlemlendiğini söyleyebiliriz.

Seçim Ekonomisinin Gelişimi

Seçim Ekonomisi incelenirken “seçim öncesi ve seçim sonrası” olarak ele almak bize bu politikaların kısa ve uzun vadede ekonomiye etkilerini anlamada çok önemli bir yol göstermektedir.

Seçim ekonomisi ilk belirtilerini büyük ölçüde bahsettiğimiz seçim öncesi uygulanan genişletici ekonomi politikalarıyla kendini göstermektedir. Buna göre kamu harcamalarının arttırılması, devletin ürettiği mal ve hizmet fiyatlarında artışa gidilmemesi ve para arzı artışı gibi politikalar söz konusu sürecin tetikleyicisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Genellikle maliye politikalarından kamu harcamaları ve vergiler oy kazandıracak şekilde manipüle edilmekte ve seçmen tercihi modeline göre iktidar, en önemli oy potansiyeli olan medyan seçmenleri memnun edecek politikalar uygulayarak kamu harcamalarında artışa neden olmaktadır.

Seçim öncesi uygulanan genişletici politikalar kısa dönemde işsizliğin azalması ve ekonominin canlanması gibi etkiler yaratsa da uzun dönemde ekonomide dalgalanmalar yaratarak sorunlara neden olmaktadır. Bunun en kritik sonucuysa seçim öncesi arttırılan kamu harcamalarının bütçe açıklarına yol açmasıdır.

Seçim öncesi artan kamu harcamaları, seçim sonrası bütçe açıklarının finansmanı sorunları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorunlarla başa çıkabilmek için ya vergi oranları arttırılmakta ve seçim öncesi kamu mal ve hizmetlerine yapılamayan fiyat artışları gerçekleştirilmekte ya da kamu harcamalarında kısıntıya gidilmektedir.

Siyasiler her ne kadar seçim ekonomisi uygulamadıklarını söyleseler de her seçim öncesi bu politikalara rastlanmaktadır. Siyasiler yeniden iktidar olabilmek için kısa vadeli düşünen medyan seçmeni tatmin etmek gerektiğinin farkındadırlar.

Temsili demokrasilerde bu uygulamaları azaltabilmek için siyasal iktidarların ekonomi politikalarında uymak zorunda olduğu kuralların anayasa hükümleriyle kısıtlanması bu duruma bir çözüm olarak sunulabilmektedir. Günümüzde de dünyadaki genel eğilim hükümetlerin maliye politikasında uyacağı ilkelerin belirlenmesi yönündedir.

Seçimlerle ilgili yönlendirme ve ekonomik dalgalanmaların ardında “siyasal konjonktür” kuramı yatar. Bunun temel göstergesi de iktidar partilerinin seçim öncesi ve sonrası birbiriyle çelişen ekonomi politikaları örnek gösterilebilir.

Az önce de bahsettiğimiz gibi iktidar medyan seçmeni etkilemek amacıyla gerekli maliye politikalarını uygulayarak kendine yapay bir oy tabanı oluşturmak istemektedir. Tüm bu gelişmelerin sonundaysa ekonomi istenmeyen bir konjonktüre girmeye başlar.

Peki Sonra?

Seçim öncesi memur ve işçilere yapılan zamlar seçim sonrası süreçte bastırılmış fiyat artışları ve ertelenen zamların ortaya çıkışıyla geri alınmaya başlar.(Enflasyonist Etki) Buna mukabil Merkez Bankası faizleri yüksek tutar. Bütçe açıklarının finansmanı için vergi artışı veya ek vergiler, tek seferlik vergiler gündeme gelir. Tüm bu olanların neticesinde seçimler büyük bir maliyet olarak ekonomiye yansır.

Seçim Ekonomisinin Maliyeti

Seçim Ekonomisinin maliyeti görünen ve görünmeyen olarak ikiye ayrılır:

Görünen maliyet kendi içinde mutlak ve dolaylı maliyetleri barındırır.

Seçim ekonomisinin mutlak maliyeti seçim süreciyle doğrudan ilgili olan ve yasal olarak hükümetler ve siyasal partiler tarafından yapılan harcamalardır. Siyasi partilere yapılan devlet yardımlarının yanı sıra YSK’ya ayrılan ödenek ve sandık görevlilerinin ücretleri de mutlak maliyet içinde sayılır. Dolaylı maliyetlerse seçim öncesi yoğunlaşan seçmen ve siyasi parti ilişkileri sonucu ortaya çıkan maliyetlerdir. Bakanların seçim bölgelerine yaptıkları ziyaretler, resmi törenler ve açılışlar dolaylı maliyetlerin içindedir.

Seçim ekonomisinin görünmeyen maliyetiyse genellikle tutarı net olarak bilinmeyen örtülü ödenekten yapılan harcamalar, parti ve aday tanıtım afişleri ve flamalardır.

Seçim Ekonomisinin Etkileri

Seçim sürecine giren bir ekonomide karşılaşılan ilk durum kamu harcamalarındaki artışlardır. Siyasilerin oy maksimizasyonu için kamu harcamalarını arttırmaya yönelik eğilimleri ekonomik sorunların ve yozlaşmanın kaynağını oluşturmaktadır. Artan kamu harcamalarının borçlanma ve emisyon gibi uygulamalarla azaltılmaya çalışılmasıyla kronik bütçe açıklarının ve kronik enflasyonun önü açılmaktadır.

Üstelik sorunlar sadece bununla sınırlı kalmamakta ve hükümetler kendi yarattıkları bu canavarla mücadele etmek zorundadırlar. Bu neticede az önce bahsettiğimiz gibi vergi artışı ve kamu mal/hizmet fiyatlarında artış yoluna giderek ekonomiye müdahalede bulunarak ekonomiyi girdiği bu darboğazdan çıkarmaya çalışırlar.


“Bozulmakta olan ekonomik koşullarda seçmenleri etkilemek için hayata geçirilen uygulamaların kamusal maliyeti olacak.”

-Prof. Dr. Yalçın KARATEPE


Kaynakça

http://www.mahfiegilmez.com/2018/05/secim-ekonomisi.html

https://www.mehmetnaciefe.com/secim-ekonomisi

Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ – Maliye (DER Yayınevi)

Reklamlar