PİYASA ve DEVLET BAŞARISIZLIĞI

Piyasanın tanımı, sistematik olarak analizi Klasik İktisatçılar tarafından yapılmıştır. Klasikçilere göre piyasanın temeli özel mülkiyete ve bireysel çıkara dayalıdır. Ekonomik aktörler kendi çıkarları peşinden koşar. Piyasada arz ve talep koşulları mevcuttur. Arz ve talepte yaşanan dalgalanmalar fiyat mekanizması ile dengeye gelmektedir. Klasikçiler birçok analiz ve varsayım yaptıktan sonra, ekonomiye devlet müdahalesine karşı çıktılar. Kamu harcamaları minimum düzeyde olmalı, bütçenin denk olması gerektiğini savundular.

Piyasa ekonomisi, kendi dinamikleri gereği günümüze kadar birçok krize neden oldu. 1929 Büyük Buhran serbest piyasanın krizlere,dalgalanmalara ve şoklara açık olduğunu herkese göstermişti. Piyasa başarısızlıkları (eksik rekabet, optimal kaynak dağılımı, ölçek ekonomileri, doğal monopol, dışsallıklar, asimetrik bilgi, gelir ve servet dağılımında adaletsizlik) olarak literatürde tanımlanır. Piyasa başarısızlıklarını gidermek için John Maynard Keynesle beraber daha sonra Keynesyen İktisatçılar tarafından devletin maliye politikası araçları ile piyasaya müdahale etmesi gerektiği fikri ortaya çıktı. Günümüze kadar gelen süreçte devletin piyasaya müdahale ederken başarısız olduğu durumlar meydana geldi.

  Devlet Başarısızlıkları

   Piyasa başarısızlıklarına devlet müdahale ederken devletin de başarısızlıklarını gözlemleyebiliyoruz. Devlet başarısızlığının nedenini politikada tam rekabetin geçerli olmaması, politik miyopluk, politik dışsal ekonomiler, politik negatif ölçek ekonomileri, kamusal güç ve yetki dağılımındaki dengesizlik, politikada şeffaflık olmaması, hizmet kayırmacılığı, gereksiz ve aşırı harcamalar şeklinde sıralayabiliriz.

  Piyasada tam rekabet şartları bir varsayımdır. İdeal olan piyasa tipidir. Politikada da tam rekabet şartları mevcut değildir. Seçmenler kamusal mallara olan talebini siyasi oylarla belirler. Tam rekabet şartları olmadığından dolayı toplumsal tercihlere dayalı kamusal mallar üretilmeyebilir. Hem otokratik ülkelerde hem demokratik ülkelerde bunu gözlemleyebiliriz. Seçmenlerin politika hakkında yeterli bilgiye sahip olamaması bunun sonucunda doğru tercih yapılamaması, politika hakkında bilgi edinme maliyetlerinin yüksek olması, politikaya ilgisizlik, depolitizasyon uygulamaları, yanlış veya yalan propagandalar politikada tam rekabeti engelleyen unsurlar olup devlet başarısızlığına yol açan etkenlerdir.

   Maksimizasyon teorisine göre siyasi aktörler oy maksimizasyonu yapar. Siyasi aktörler kamu ekonomisi için kararlar alırken, yapacakları harcama ve yatırımla en yüksek oy getirisini sağlamaya çalışırlar. Uzun vadeli yatırımlar yerine kısa vadeli daha erken sonuç alınabilecek yatırımlar yapabilirler. Kısa vadeli yatırımlarla halkın faydasını arttırıp oy toplayabilirler. Seçimi kazanmak siyasi iktidarlar için daha önemli olabilir, bu nedenle ekonomik boyutu göz ardı edebilirler. Kamu ekonomisinde kaynak dağılımı uzun vadeli yatırımlara değil, kısa vadeli yatırımlara yapılırsa, günü kurtarma politikaları uygulanıp, uzak veya ileri görülmüyorsa buna politik miyopluk denir. Politik miyopluk devlet başarısızlığına yol açan etkenlerden biridir.

   Piyasa ekonomisindeki dışsallık kavramı politikada da karşımıza çıkar. Patronaj ilişkisi, türev dışsallıklar ve rant politikadaki dışsallık türleridir. Siyasi iktidarlar, kendi parti üyelerini koruyup gözetirler. Siyasi iktidarın (patron), üyeleri ile olan bu tarz ilişkisine patronaj ilişkisi denir. İlişki sonucunda ekonomik kaynaklar, politik yandaşlara veya partizanlara dağıtılabilir. Türev dışsallık, siyasi iktidarın aldığı bir ekonomik karar sonrası meydana gelen ancak önceden tahmin edilemeyen bir dışsallık türüdür. Yani, devlet müdahalesi sonucu piyasadaki aksaklığı düzeltirken, başka bir ekonomik problemle karşılaşmaktır. Politik dışsallığın en yaygını rant dağıtmak veya rant alanı açmaktır. Politika rant aracına rahatlıkla dönüştürülebilir. Siyasi iktidarlar, kendilerine, üyelerine, iktidara yakın iş dünyasına, dostlara, akrabalara rant alanı açabilir. Çıkar grupları, baskı grupları da ranttan faydalanmak isteyebilir. Dolayısıyla rant, kaynak tahsisini bozan bir uygulama olup devlet başarısızlığıdır.

  Politik negatif ölçek ekonomisi, piyasa ekonomisindeki negatif ölçek ekonomisine benzer. Ölçek ekonomisi, üretim yapan firmaların üretimdeki verimliliğini arttırarak maliyetlerini düşürmesidir. Bir bakıma firma büyüklüğü ile alakalıdır. Firma büyüklüğü her zaman olumlu sonuçlar vermeyebilir. Negatif ölçek ekonomisi, firma büyüklüğünün artması sonucu firmanın karşılaştığı olumsuz sonuçlardır. Politik negatif ölçek ekonomi ise, devlet kurum ve kuruluşlarının aşırı büyüklüğü sonucunda büyük ölçekte üretim yapıp, üretim maliyetlerinin artması ve verimsiz olmasıdır. Özellikle, KİT’lerin hayret verici bir şekilde verimsiz olması ve devlet kurumlarında yapılan israf, yolsuzluk, yağmacılık politik negatif ölçek ekonomisine örnektir. Bir diğer örnek ise hizmet kayırmacılığıdır. Siyasi iktidarlar, ekonomik kaynakların dağılımını bölgelerin kalkınmışlık düzeyine göre değil, kendi seçmen bölgelerine göre yapabilir. Bütçe kaynaklarının bu yönde kullanılması devlet başarısızlığıdır.

   Kamu kesiminde yetki ve güç dağılımında dengesizlikler olabilir. Devletin merkeziyetçi bir yapıda olması, kuvvetler ayrılığı prensibinin tam olarak işleyememesi, yürütmenin tek elde toplanması kamu kesimindeki karar alma süreçlerini etkileyebilir. 

   Devlet kurum ve kuruluşlarının denetlenmesi kaynak tahsisinde etkinlik için önemli bir faktördür. Kurum ve kuruluşlara ayrılan bütçelerle kamu harcamaları yapılır. Harcamaların verimli alanlara yapılması hem piyasanın hem de devletin menfaatinedir. Denetim ve kontrol mekanizmasının zayıflaması harcamaların verimliliğini ve kurum faaliyetlerinin şeffaflığını ölçemez. Ayrıca politikada şeffaflık olmamasına sebep olur. Politikada şeffaflık olmayışı başarısızlığa sebep olur.

    Piyasa ekonomisinde firmalar harcama yaparken minimum maliyet, maksimum kar hedefler. Yani, firmalar gereksiz harcama yapmaktan kaçınır.    Bildiğiniz gibi kamu harcamalarının finansmanı vergilerdir. Devlet, toplanan vergileri harcarken dikkatli davranmaz. Devlet harcama yaparken amacı kar elde etmek değildir. İnsan, doğası gereği kendi parasını harcadığı zaman titiz davranır. Minimum fiyatla maksimum fayda elde etmeye çalışır. Harcamayı yapan bürokratlar, politikacılar, kamu görevlileri kendi paralarını harcamıyorlar. Başkalarının paralarını harcıyorlar. Bu sebeple kamuda gereksiz ve aşırı harcamalar meydana gelebiliyor.   

Piyasaya ekonomisine karşı kamusal çözüm önerileri de piyasa gibi mükemmel değildir. Devletin müdahaleleri piyasa aksaklıklarını gidermek yerine daha büyük problemler oluşturabilir. Devlet başarısızlığı ve piyasa başarısızlığını tamamen ortadan kaldıramayız. Minimum düzeye indirmek için modellemeler yapılabilir. Ancak devletin müdahalesinin başarısız olması sebebiyle piyasayı da kendi haline bırakamayız. Devletin müdahale araçları, doğru ve etkin kullanıldığı zaman piyasa ekonomisi için dengeleyici unsurdur.

KAYNAKÇA

Coşkun Can Aktan – Devletin Başarısızlığının Anatomisi

Prof. Dr. Ali Özgüven – İktisadi Düşünceler – Doktrinler ve Teoriler

Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz – Maliye

TCMB ve Para Politikası

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Tarihçesi

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’de Kurtuluş Savaşı mücadelesi verilmiş ve kazanılan bağımsızlık, ekonomik bağımsızlıkla güçlendirilmek istenmiştir. Ekonomiyle ilgili meselelerin konuşulması için 1923’de İzmir İktisat Kongresi toplanmıştır. Ekonomiye dair kararlar alınmış ve “milli devlet bankası” kurulması için çalışmalar başlatılmıştır.

Okumaya devam et “TCMB ve Para Politikası”

Kredi Derecelendirme Kuruluşları

Kredi derecelendirme kuruluşları, finansal piyasalardaki asimetrik bilgi eksikliğini gidermek amacıyla 19. yüzyılın ilk yarısından itibaren faaliyette bulunan kuruluşlardır. Bir yandan ülke ve firmalar için kredilerin riskini ölçerek borçlanmada kolaylık sağlarken diğer yandan yatırımcılara bilgi sağlamaktadır.

Okumaya devam et “Kredi Derecelendirme Kuruluşları”

Para Kavramının Değişmesi : BTC

Birinci yazımda paranın kısa bir tarihinden bahsederek elektronik ortama aktarılma sürecini anlatmaya çalıştım. Kripto paraların geleneksel para sistemi ile ekonomiyi dönüştürdüğünü aynı zamanda para kavramını değiştirmeye başladığını söyleyebiliriz. Kripto paraya giden süreçte para türlerindeki dönüşümden de bahsetmek gerekir. İnsanlar, mal ve hizmetlerin mübadele edilmesinde ilk olarak takas yöntemini kullandı. Emtia paraya geçildi ve emtia paralardan sonra altın-gümüş paralar kullanıldı. Daha sonra temsili para olarak adlandırdığımız altın karşılığı bulunan değerli banknotlara ; oradan güvene dayalı ve merkezi otoriteler tarafından kanunlarla korunmuş itibari paraya geçildi derken, paranın evrimi dijital ve sanal olarak dönüşmeye başladı.

Okumaya devam et “Para Kavramının Değişmesi : BTC”

Paranın Dijital Dönüşümü : Kripto Paraya Giden Süreç

Ekmek, metelik, akçe, kimi zaman bir çocuğa verilen harçlık , memura verilen maaş, işçiye verilen ücret, kralların savaş ganimeti paraya dair verilen bu örnekleri çoğaltmamız mümkün. Ancak paranın ortaya çıkışı nasıl oldu? Paranın ortaya çıkışı doğal bir kanun sonucu muydu?  Para nasıl dijitalleşti? Bu yazımda size paranın kısa bir tarihinden ve nasıl dijitalleştiğinden bahsedeceğim.

Okumaya devam et “Paranın Dijital Dönüşümü : Kripto Paraya Giden Süreç”