Endüstrileşme Üzerine Tartışmalar

Tarihteki Devrimler Neden Devrim Oldular?

   İnsanın ekonomik tarihi, toplumların ekonomik performansını temelden değiştiren ve uzun dönemli ekonomik büyümeyi mümkün kılan iki köklü değişim çerçevesinde yazılabilir. Bu iki değişimden ilki M.Ö. 8000 yılda ortaya çıkan ve avcılık-toplayıcılık ile yaşamını sürdüren insanların çiftçi ve çobana dönüştüren “tarım devrimi”, ikincisi ise 18, yüzyılda başlayarak tarımla uğraşan nüfusu hizmet ve mamul mal üreticisi haline getiren “sanayi devrimi”dir. Bu iki değişimi devrime dönüştüren ortak özellik ise bu devrimlerle birlikte nüfus ve refahın doğru orantılı olarak artışıdır.

Okumaya devam et “Endüstrileşme Üzerine Tartışmalar”
Reklamlar

Protestan Ahlâkı ve Kapitalizmin Ruhu

Protestan Ahlâkı

Bugün Protestanların sermaye sahipleri arasındaki oranı, onların büyük modern sınai ve ticari işletmelerin üst düzey çalışanları ve yöneticileri arasındaki yüzdeleri, toplam nüfusa göre hayli yüksektir ve bu da kısmen tarihsel temellere dayandırılabilir. Bu tarihsel temeller uzak geçmişte yatmaktadır.

Mezhep mensubiyeti bu noktada ekonomik olguların nedeni olarak değil, bu olguların bir ölçüde sonucu olarak ortaya çıkar. Sözü edilen ekonomik işlevlere katılım, sermaye sahipliğini, pahalı eğitimi ve çoğunlukla da her ikisini gerektirir. Bugün bu katılım miras kalan zenginliğe ya da varlıklı olmaya bağlıdır. Almanya’nın zengin şehirlerinin çoğu 16. yy’ da Protestanlığa dönmüştü.

Bu durum karşısında şu soru ortaya çıkar:

Ekonomik olarak en gelişmiş bölgelerin, kilise devrimine büyük bir yatkınlık taşımalarının sebebi neydi?

Max Weber
Okumaya devam et “Protestan Ahlâkı ve Kapitalizmin Ruhu”

John Calvin ve Kalvinizm

Martin Luther’in fikirlerini benimsediği için Paristen ayrılmak zorunda kalan reformcu din adamı Jean Calvin’in (1509-1563) din anlayışı ile inanç çizgisi çerçevesinde ortaya çıkan ve Protestanlığın ikinci ekolü olan Kalvinizm, Hristiyanlığın başlangıçtaki haline, özüne dönmesi gerektiğini savunur.

Okumaya devam et “John Calvin ve Kalvinizm”

Eylemsizlik Eylemi: Susamsız Simit

Eylem kelimesinin etimolojik kökeni incelendiğinde Arapça’da “dikte etme, yazı yazdırma” anlamına gelen  imlā sözcüğünden türediğini görmekteyiz. Eylemin, Türk Dil Kurumu’ndaki anlamına baktığımızda ise “bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası” şeklinde bir anlam ile karşılaşıyoruz.

Okumaya devam et “Eylemsizlik Eylemi: Susamsız Simit”