Covid Sonrası Dijital Hayat

   Tarih boyunca Harari’nin de dediği gibi insanlığın savaştığı üç şey vardı:

  1. Savaşlar
  2. Kıtlık
  3. Pandemiler

Harari aynı zamanda savaşların artık eskisi kadar insanlığın ölümüne sebep olmadığını, kıtlık ile salgınları da modern bilim sayesinde yendiğimizi söylüyordu ama bu seferki salgında Harari’nin dediği gibi olmadı. Altı aydır bilim insanları bu konu üzerinde çalışmalar yapmasına rağmen kökten net bir çözüm hâlâ bulunamadı. Geri kalanlarımız yani bizler de bu sürece teknoloji sayesinde adapte olabildik. Daha doğrusu adapte olmak zorunda kaldık. 

Dijital dönüşüm yeni bir kavram değildir, hali hazırda 40 yıldır var olan bir şeydi. Örneğin, Alvin Toffler Üçüncü Dalga kitabında ileriki yıllar için  insanların artık işe gitmelerine gerek olmayacağını, insanların evlerinden işlerini yapabilecek hale geleceklerini söylüyordu. Bunu seksenli yıllarda yani bundan 40 yıl önce söylüyordu. Eskiden beri var olan dijital dönüşüm bilim ve teknoloji ile küreselleşip günümüzdeki virüsleri yerelden genele taşıyabilecek boyutlara ulaştı. Ulrich Beck’in de tarif ettiği gibi risk toplumu özellikleri taşıyan toplumlara evrilmemiz sayesinde bilim bir yandan risklerin yaratıcısı bir yandan da çözüm kaynağı oldu. 

Şu an dünyaya baktığımızda iktisadi gelişmeler, toplumsal olaylar ve dijital dönüşümle yeni bir dünya düzeni oluşmaktadır. Bilgi ve enformasyon çağının gelişimi yani. Endüstri 4.0’lar, Küreselleşme 3.0’lar ve daha fazla teknoloji ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu ilerleme olacaktı zaten, covid-19 sadece 10 yılda olabilecek ilerlemeyi 1 yıla indirdi, aynı Sanayi Devrimi zamanları gibi.

Covid-19 sürecinde internet ve teknoloji kullanımı büyük ölçüde arttı. Örneğin, Türkiye’de 3 milyon banka kartı ilk defa bu dönemde internet alışverişinde kullanılmaya başlandı. Nitekim, internet ve teknolojinin kullanımındaki bu değişimin hızlanması bir seçenek değil, bir zorunluluk haline geldi. Burada kartlara dokunmamak için temassız kart özelliği ile siz pos cihazına kendiniz kartınızı gösterip, fişinizi de e-posta ile alarak ödemenizi gerçekleştirebiliyorsunuz. Başka bir örnek de dünyada son yıllarda sık sık duyduğumuz blockchain teknolojisidir. Çin bu konuda büyük atılımlar yapmaktadır. Bu teknoloji ile ABD gerekli teçhizatı kendinde oluşturmazsa Çin’in ABD’nin önüne geçerek, doları sollayabileceği düşünülmektedir. Rezerv paranın Çin Yuan’ı olması, dünyanın kapitalist bir  devletten daha çok komünist bir devlete boyun eğmesi demek olur. Denize düşüp yılana sarılmak gibi. 

Covid-19 ile kullanımı büyük ölçüde artan başka bir alan da sosyal medyadır. Sosyal medya insan hayatı üzerinde çok etki bırakmaktadır. Örneğin, insanlar İnstagram’da gördüğü yerleri artık kendisi gitmek ve görmek istemeye başlaması ile turizm gelirlerinde artış yaşanmıştı. Fenomenlere kıyafetlerini giydirip piyasaya kendini göstermeye çalışan butikler, mağazalara dönüşmüştü. Trump attığı tweetlerle dolar iniş çıkışına neden oluyordu. Anlaşılacağı üzere sosyal medyanın eski zamanlar medyasından farklı olması ve daha etkili olması ülkeler, politikalar hatta daha mikro ifade edersek insanlar üzerinde etkisi gittikçe artmaktaydı. Bunu sağlayan internet ise günümüzde 6 milyara yakın insan tarafından kullanılmaktadır. İnternetin iletişim gücü de sosyal yaşamın tüm alanlarına dağılmış bulunmaktadır. Bu dağılım da korku ekonomisini besler boyutlara ulaştı. Sosyal medyada dolaşan bilgi kirliliği tüketici beklentilerini olumsuz yönde etkileyebiliyor ve tüketim alışkanlıkları her ülke için stratejik bir konudur. Oynaklığı belirli riskler taşır. Bilindiği üzere mal ve hizmetlerin tüketimi veya tüketici harcamaları, ekonominin temel itici güçlerinden biridir. Tüketim harcamaları, dünyanın gayri safi yurtiçi hasılasının %58’ini oluşturmaktadır. ABD ve İngiltere gibi ülkelerde bu GSYİH’larının üçte ikisini temsil ediyor. Dolayısıyla, tüketici harcamaları yavaşlarsa veya durursa, ekonomiler büyük sorun yaşar. 

Ekonomilerin yaşayacağı başka sorunlar için günümüzden ders alıp böyle bir krizle bir daha karşılaşınca hazır olabilmek için iş hacimlerini dijital ortama taşıyabileceğimiz mekanizmalar tasarlayıp, uygulamaya geçirmeliyiz. Örneğin geleceğin bankaları fintech ekosistemlerini geliştirerek piyasada rekabet edebilecek düzeye gelmeleri gerekecek. Başka bir örnekte sanal para. Nakitsiz toplum ile dijitalleşme birbirini destekleyen şeylerdir. Tabi önce dijital para kullanabilmek için alışveriş yapacağınız yerlerin de o dijital parayı kabul ediyor olması lazım. Günümüzde bu paraların arzı var ama kabul eden işletme sayısı az. GSMH’ın yarısı nakitin maliyetine gidiyor. Dijital dünyanın bir başka nedeni de kaydını tutabilmek, izini sürebilmektir. Nakitsiz toplumun en önemli faydalarından biri de izi sürülebilir. Yani vergi takibi daha kolay olabilir. Her şekilde ülkenin ekonomisine hizmet eden kayıtlı ekonomiye girmiş bir değer aracı olması anlamında da çok önemlidir. 

Şirketler ve kurumlar yapay zeka, nesnelerin interneti, akıllı otomasyon, kişisel asistanlar, yüz tanıma sistemi gibi uygulamalarla insanlarla bağlantı kuracaklardır. Bunların bazıları günümüzde de yapılıyor ama bu uygulamalar belirli riskler de taşıyor. Siber güvenliğin önemi de artacak bu noktada. Gelecekte Emniyet Genel Müdürlüğünün içerisinde siber polisler görebiliriz. Ayrıca salgın sonrası dönemde evden çalışma gibi pek çok alanda sosyal inovasyon ve deneylerden öğrenme fırsatları yaratılacaktır. Bu sayede hangi yeniliklerin ekonomik ve sosyal refaha katkı sağlayacağı, hangilerinin ise toplumun gelişimini engelleyeceğine dair bir anlayış geliştirilebilir. Bazı firmaların piyasadan silinmemesi için daha iyi olmaları gerekecek. Home ofis çalışma imkanları sunmak gibi atılımlar yapmaları gerekecek. Ama bu sefer de o ofisleri temizleyen, onlara çay yapan, onlara yemek yapan çalışanlara ne olacak? Teknoloji bunu nasıl çözecek? Tamam, bu salgın dijitalleşmeyi hızlandıracak. Yeni iş sahaları açacak. Ama bu açılan sahalar bazı sahaların yok olması ile açılacaktır ve artık teknoloji eskisinden daha karmaşık durumdadır. Teknoloji eskisi kadar basit olsaydı herkes kolayca yazılım mühendisi olabilirdi. Ama şu anki teknoloji de bu yeni sahalar için eğitimli insanlar gerektirecektir. Bazı ülkelerde eğitim ücretli olunca bu zorlaşır. Ayrıca eğitimsiz insanların arasındaki işsizlik oranı da artar. Çünkü yaratılacak işler robot kullanabilen, programlayan, yazılım çözümleri geliştiren, otomasyon sistemleri geliştiren, uygulayan, hayata geçiren, dijital altyapı oluşturan, bu konuda uzmanlaşan kişilere yönelik olacak. En basit örnekle günümüzde herkes yazılım mühendisi olamıyor. 

Pandemi dışa bağımlılığın riskleri konusunda bir ön fragman oldu. Bu durum ülkeleri milli üretime veya bebek sanayisine yönlendirmeye başlatabilir. Mesela yerleşiklerin ürettiği veriler Türkiye sınırları dışındaki sunucularda toplanmakta ve Türkiye dışında metalaştırılmaktadır. Buna karşılık, Türkiye dışındaki yerleşiklerin ürettiği ve Türkiye sınırları içerisinde bulunan sunucularda depolanan ve metalaştırılan bilgi oldukça sınırlıdır. Türkiye’nin “Sanayi 4.0” için üreteceği politikalar, ülkeyi, öncelikle küresel büyük veri ekonomisinde net veri ithalatçısı haline getirmelidir. Nitekim, Türkiye’de şu an gencecik bir start-up doğuyor. Almamız gereken bu dersten sonra ülkemizin bilimsel alanlara destek verme sorununu artık aşarız umarım. Bakınız hızla dijitalleşme imkanı olmayan markalara; pandemi yüzünden zor durumda olduklarını görmekteyiz. Bir de bu ilerlemeleri ölçütünde ve kararında yapmak da önemlidir. Şu anki virüsün bu kadar yayılmasında da küreselleşme ve teknolojinin payı var. Ebola virüsü Covid-19 virüsü gibi yayılmamıştı. Çünkü çıktığı yerde ileri düzey teknolojilerle donanımlı metro ağları yoktu ve Çin gibi ulaşımı hızlı ve kolay bir ülkede değildi. Aşırı küreselleşme ve teknoloji yüzünden virüs hızla yayıldı. Mesela Çin polisleri şuan insanların vücut ısısını gösteren gözlüklere sahip iken teknolojik alanda yeterli olmayan ülkeler bu tarz ayrıcalıklara sahip değil. 

Peki teknoloji her şeyi çözebilir mi? Hayır. Paranın her şeyi çözemediği alanlar olduğu gibi teknolojinin de yetersiz kaldığı alanlar olacaktır. İnsanoğlu olmadan dünyanın bir manası yok. Ekonomik büyümenin fetişleştiği bir ülkede şaşırılmadık unsur olan benmerkezci insanlar, kârları için otomasyon ve yapay zekayı tercih edebilir. Çünkü bilgisayarlar ve robotlar hastalanmıyor. Çoğu şirket bu yüzden üretimini insana dayalı olduğu için durdurmak zorunda kalmıştı. Bigdatalar büyüdükçe dijitalleşme robotlaşmanın daha zekice işler yapmasına katkı sağlıyor. Gittikçe kol emeği yerine zihin emeği ikame etmiş oluyor bu durumda. Bu da toplumsal sorunlara neden olabilir. Hem insanlar sadece geçimini sağlamak için çalışmazlar. İş aynı zamanda insanların kimlik unsurudur. Kendini ifade etme yoludur. Ya şimdiye kadarki alışkanlıklarımız değişecek ya da iş dışında kendimizi ifade etme yolları kullanacağız. Ya da ciddi anlamda ekonomik sorunlar yaşayacağız. İleride vasıflı olmak insanların hayatlarını kurtaracaktır. Vasfınız, kariyeriniz, yaratıcılığınız ne kadar yüksek ise endüstri 4.0’ın ya da Japonların deyimiyle toplum 5.0’ın dünyasında hayatta kalma şansınız ya da o hayatta iyi bir hayat kurma şansınız o kadar yüksek olacaktır.

        Bu dünya anlayışına antitez olacak bir ideoloji hangi yılda tüm dünyaya egemen olur bilmem ama bu çağda da insanlar her çağda olduğu gibi birbirlerini harcıyor. Eski sorunları daha modern şekillerde yaşıyoruz sadece. İngiliz filozof Thomas Hobbes’ın da dediği gibi insan insanın kurdudur.

F5: YENİLENEN EKONOMİ

…Pahom gözü doymak bilmeyen, toprağın hep daha fazlasını ve daha verimlisini arzulayan bir Rus çiftçisidir. Pahom her ne kadar kazanırsa kazansın, her ne kadar toprağı olursa olsun yeri hep kendisine dar gelmektedir ve komşularıyla anlaşamamaktadır. Toprağını çoğaltmak için sürekli biriktiren, krediyle mahsul eken bu çiftçi köyde kendisinden başka zengin olanları da kabullenememektedir. Başka köylerde daha ucuza ve daha geniş topraklar araştırır, bulunca da elinde avucunda ne varsa satıp o köye yerleşmektedir.

Okumaya devam et “F5: YENİLENEN EKONOMİ”

…Pahom gözü doymak bilmeyen, toprağın hep daha fazlasını ve daha verimlisini arzulayan bir Rus çiftçisidir. Pahom her ne kadar kazanırsa kazansın, her ne kadar toprağı olursa olsun yeri hep kendisine dar gelmektedir ve komşularıyla anlaşamamaktadır. Toprağını çoğaltmak için sürekli biriktiren, krediyle mahsul eken bu çiftçi köyde kendisinden başka zengin olanları da kabullenememektedir. Başka köylerde daha ucuza ve daha geniş topraklar araştırır, bulunca da elinde avucunda ne varsa satıp o köye yerleşmektedir.

Okumaya devam et “F5: YENİLENEN EKONOMİ”

YENİ KORONAVİRÜS (COVID-19) SALGINININ PARA ALIŞKANLIKLARIMIZDA YARATABİLECEĞİ DEĞİŞİKLİKLER

Yeni tip koronavirüsün Çin’in Wuhan kentinde görülmesiyle birlikte tüm dünyaya sıçraması çok kısa sürede gerçekleşti. Burun akıntısı, boğaz ağrısı, öksürük, ateş ve nefes güçlüğü gibi belirtilere sahip olan hastalık ilk etapta devletler ve insanlar tarafından ciddiye alınmasa da sonraki süreçte bir panik havasına neden oldu. Türkiye’de de ilk vakanın görülmesiyle birlikte insanların marketlere ve çoğunlukla temizlik ve kuru gıda ürünlerine akın etmesi ekranlarımıza yansıdı.

Okumaya devam et “YENİ KORONAVİRÜS (COVID-19) SALGINININ PARA ALIŞKANLIKLARIMIZDA YARATABİLECEĞİ DEĞİŞİKLİKLER”